BÜYÜK FİLTRE TEORİSİ: NEDEN HİÇ UZAYLI YAŞAM BULAMADIK

Evren bir mezarlıktan mı ibaret? Bu teori, insanlığın evrende yalnız olduğunu savunuyor.

Teknolojiye kavuştuğumuzdan bu yana uzaylı yaşam bulma umuduyla yıldızlara baktık. Evrende başka bir yaşam bulma arzumuzdan dolayı yukarıya baktığımız farz edilir. Peki ya evrende bizden başka bir yaşamın olmadığını ispat etmek için gökyüzüne bakıyorsak?

Sizleri oldukça tedirgin edici bir denklemle tanıştıralım: N = R* × f× n× f1 × f× fc × L. Bu denklemin adı “Drake Denklemi” ve galaksimizde bizimle iletişime geçebilecek olası uzaylı medeniyetlerin sayısını tespit etmek için kullanılıyor. İçerdiği değişkinlerde yıldıza sahip gezegenlerin, hayatın ortaya çıkabileceği dünyaların ve hayatı idame ettirebilme gücüne sahip gezegenlerin kırılma derecelerini hesaplıyor ve böyle böyle devam ediyor. İdeal tahminlere göre Samanyolu’nda bizlerle temasa geçebilecek ve bizim de onlarla temasa geçebileceğimiz olası uzaylı medeniyet sayısı 20. Fakat hiç uzaylı yok.

Drake Denklemi, bilim camiasında daha geniş bir yere sahip probleme bir örnek sadece. Evrenin devasa büyüklüğünü ve en az bir kere zeki yaşamın ortaya çıktığını biliyor olmamızı dikkate alırsak, uzaylı yaşama dair bir kanıt olması gerekirdi. Bu durum genellikle “Fermi Paradoksu” ile ilişkilendirilir. Fizikçi Enrico Fermi uzaylı bir medeniyetin yüksek olasılığı ile yoklukları arasındaki tezatlığı araştıran ilk kişiydi. Fermi, araştırmasının sonuçlarını yok kısa bir soruyla özetlemişti: “Herkes nerede?

Belki de bu yanlış soruydu. Asıl sorulması gereken, gerçi bu daha çözümsüz bir soru ama: “Herkese ne oldu?” olmalıydı. Evrende hayatın nerede olduğu sorusunu sormaktansa bu soruya daha net potansiyel bir cevap var: Büyük Filtre

Evren neden boş?

Uzaylı bir yaşamın olması muhtemel ama etrafta hiç uzaylı görmüyoruz. Bundan dolayı hayatın filizlenmesi sırasında, uzaylı yaşamın bizi görebilmesi için yeterli zekâsı oluşmadan evvel daha büyük ve daha ortak bir engel çıkmış olabilir. Buna “Büyük Filtre” diyoruz.

Bu filtre birçok formda oluşmuş olabilir. Örneğin olası gezegen, yaşama elverişli olması için etrafında döndüğü yıldıza ne sıcak yakın ne de çok soğuk olan Goldilocks Kuşağında yer alıyor olabilir. Ama bu gezegen hayatı oluşturabilecek kadar organik molekül barındırmayabilir. Farklı yıldızların etrafında olup Goldilocks kuşağında yer alan şu ana kadar çok sayıda gezegen gördük (Samanyolu’nda sayıları en az 40 milyarı bulan). Belki de hayatın filizlenmesi için o gezegende doğru koşullar henüz sağlanmamış olabilir.

İlginizi Çekebilir
+ GİZEMLİ BİR ETKİ, EVRENİ HIZLANDIRIYOR VE SEBEBİ KARANLIK ENERJİ DEĞİL
+ HER GÜN BİR YILDIZ YUTAN DEVASA KARA DELİK
+ X IŞINLARIYLA EVRENİMİZİN GÖRÜNTÜSÜ

“Büyük Filtre” nedir?

Büyük Filtre hayatın ilk evrelerinde meydana gelir. Lise Biyoloji derslerinden şu cümle belki aklınıza kazınmıştır: “Mitokondriler hücrelerin enerji deposudur.” Ancak mitokondriler bir noktada belki de kendi varlıkları için yaşayan bakterilerdi. Dünyada ise tek hücreli organizmalardan birisi, bir noktada bu bakteriler tarafından sindirilmek yerine onu yemeye kalktı ve daha yüce bir oluşum için daha fazla enerji açığa çıkardı. Böyle bir olayın olması o kadar az ihtimale sahip ki Samanyolu’nda sadece bir kez meydana geldi.

Ya da, söz konusu filtre, bizlerinki gibi geniş bir beynin gelişiminde yaşanmış olabilir. Ne de olsa bizler, canlılarla dolu bir gezegende yaşıyoruz ve insanlardaki gibi bir zekâ sadece bir defa oluştu. Belki de başka gezegendeki canlılar zekâ için sinir ağlarının gerektirdiği enerji ihtiyacını karşılayacak kadar evrimleşemediler.

Peki, bizleri bekleyen filtre ne?

Olasılıklar dâhilinde bizler Büyük Filtre’den kurtulduk. İnsanlar, diğer canlıların geçemediği sınavların ve zorlukların üstesinden geçecek kadar şanslıydı. Böyle de olmayabilir. Hayat bizlerin şu anki evrimleşmesine izin vermiş olabilir ama bilinmeyen bir felaket tarafından da yeryüzünden silinebiliriz. Mesela; Nükleer enerjinin keşfi, her gelişmiş toplumda gerçekleşebilecek bir durumdur ama aynı zamanda o toplumu yok edebilecek bir potansiyele de sahiptir. Medeniyeti oluşturmak için gezegenin kaynaklarını kullanmak aynı zamanda o gezegenin sonunu da getirebilir. En basiti göremediğimiz ve geç olana dek fark edemediğimiz bilinmeyen bir tehdit, insanlığın sonunu getirebilir.

Büyük Filtre teorisinin öne sürdüğü bir diğer iç karartıcı iddia ise, insanlık için en az bizimkine benzer bir teknolojiye sahip uzaylı bir ırkla karşılaşmanın kötü bir durumun habercisi olmasıdır. Galaksimiz gerçekten boş ve cansızsa, Büyük Filtre tehdidini zaten geçtik demektir. Ya da galaksimiz tamamen boştur çünkü diğer ırklar insanlığın başarıyla geçtiği sınavdan kalmışlardır.

Şayet kainattaki başka olası uzaylı ırklardan değil de sadece tek bir uzaylı medeniyetle karşılaşırsak bu Büyük Filtre’nin bizi beklediğini gösterir. Galaksimizin hayatla dolu olması gerekir ama değil. Başka bir durum da orada olması gereken birçok medeniyetten sadece biri, yok olmalarına neden olan bir felaketle karşılaştı; biz ve diğer uzaylı ırklar henüz böyle bir felakete şahit olmadık. Bu konuda bir çok olasılık var.

Neyse ki herhangi bir uzaylı yaşam bulamadık. Bu durum yalnız olduğumuz anlamına gelse de teoriye göre insanlığın uzun dönemde hayatta kalma şansı daha fazla.

 

Murat Sayarhttps://pintibilim.com
İngilizce öğretmeni, meraklı, bilim okur bilim yazar, çevirmen, tasarımcı, az ondan az bundan biri.

BENZER YAZILAR

YORUMLAR

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

bizi takip edin

EN POPÜLER

AMERİKA YERLİLERİ, POLİNEZYA’YA TARİH ÖNCESİ ZAMANLARDA GELDİLER

Polinezya adalarındaki medeniyetin doğumu ve gelişimi tarihçileri büyülemeye devam ediyor. Ortaya çıkan yeni deliller, Amerika yerlilerinin Avrupalı yerleşimci gruplardan yüzlerce yıl önce adalara ayak bastığını...

GENÇ MUCİT, KOVİD-19 BULAŞMASINI ÖNLEYİCİ GİYİLEBİLİR CİHAZ ÜRETTİ

İngiltere’den 15 yaşında bir lise öğrencisi, insanların yüzlerine dokunmasına engel olan giyilebilir bir cihaz geliştirdi. Kovid-19 virüsünün bulaşma sebeplerinin en başında, elimizi yüzümüze götürme alışkanlığı...

Tek seferde 64.000 kaplumbağayı nasıl sayarsınız?

Kaplumbağaları saymak bilimdir... Peki tek seferde 64,000 yeşil deniz kaplumbağasını nasıl sayarsınız?Elbette biraz dron ve biraz bilim sayesinde...Büyük Bariyer Resifi Vakfı (Great Barrier Foundation) ve...